13.09.2013

N

Nâkıt : Ne vakit.
Nâmı : .....benzer bir şey.
           – Galem gimi nâmı: Kaleme benzer bir şey.
Nâtaça : Ne vakte kadar.
Nâtlı : Ne kadar.
Nâtucun : Ne yapacaksın.
Nalça : Ayakkabı topuğuna çakılan demir.
Nal çeken otu : Kıyılan tırtıklı, etli, bozumsu yeşil yapraklı bir çeşit bitki.
Nalça çeken otu : Kıyılan tırtıklı, etli, bozumsu yeşil yapraklı bir çeşit bitki.
Nalın : İşlemeli takunya. (Kadınlar kullanır)
Namıs: Namus
Nanti: Sapsız bıçak.
Nâpöyn : Ne yapıyorsun.
Nassın, Nassıñ : Nasılsın.
Natır : Kalın kazık. (Natır : Yeni dikilen fidanların sallanmaması için yanına dikilen kazık. Diğer yörelerdeki ağızlarda)
Nâtiyön : Ne yapıyorsun.
Navruz : Nergisgillerden hoş kokulu sonbaharda açan soğanlı bir bitki. Crocus siehanus.
Naylon : Traktör römorku.
Ne anne : Ne tarafta, ne yanda.
          – Ne anne gitti?
Ne has, Nehas : Hayret anlamında kullanılan söz. Hiçbir bahanesi yokken uzun süre gelmeyen birine “Ne has gelmiş” derler.
Ne şâl, Neşağal : Ne şekil, ne biçim.
          – Ne şâlmış o?
Neci : Ne gibi, Nasıl.
          – Necîmiş o?
Nedî : Ne diye.
Nedîn : Ne için.
Nêdicin : Ne edeceksin.
Nekes : Eli sıkı, pinti.
Nem neşâl : Ne şekil, ne acayip.
          – Sasoomu namı nem neşâl bu?: Sası gibi ne biçim bir şey bu?
Nencâz : Ne kadar az.
Nennâccık : Ne kadar azıcık.
Neşgil : Ne şekil.
Neterek : Her şeyden nem kapan.
Nevlü dönmek : Surat bembeyaz olmak. (Nevri dönmek)
Nici : Nereye.
          – Nici oluk ya! : Nereye kaybolmuş ya! Nereye gitmiş ya!
Nince : Birden. “Nince vurunca, çocuk uğundu kaldı.”
Niş : Nişasta.
Nişe : Nişasta.
Nur doğmak : Gökkuşağı oluşmak.
          – Nur doğdu : Gökkuşağı doğdu.
Nuz : Az ekşi, ekşimsi, mayhoş tat.
Nuzu : Tadı mayhoş olan.
Nuzu nar : Tadı mayhoş bir tür nar.