U
Uç uç fatma: Uğur böceklerine uçup uğur
getirsin diye söylenen tekerleme.
Ufra : Sofradaki kırıntılar. (Ufra :
Hamur yapışmaması için tahtaya serpilen un. Diğer yörelerdeki ağızlarda.)
Uğrun : Habersiz, gizli.
Uğrun pıs : Herkesten gizlenerek
saklanarak yapılan iş.
Uğunmak (Uunmak) : Ses çıkaramadan
kıvranmak, acı çekmek.
Ulak seblek : Bir parçanın etrafına çok
sayıda parçanın eklenmesiyle oluşan şekil, ulama.
Ulak seplek : Bir parçanın etrafına çok
sayıda parçanın eklenmesiyle oluşan şekil, ulama.
Ulama : Çok sayıda bezin birbirine
eklenmesiyle oluşan örtü, pike.
Ulaşlı : Hatay’da Amanos dağlarının
köylerine yerleşmiş bir Türkmen aşireti.
Ulmak : Çürümek.
Ummuk: Ümmü
Ulumuzağı yatmak : Çok kötü ölümcül
hasta.
Umsunmak : Bir şeyi pek istemek,
beklemek.
Umsunuk olmak : Çok istenen bir şeyin
gerçekleşmemesi ya da ele geçmemesiyle düş kırıklığına uğramak.
Urruk büzzüklü : Kaba yerinde hiç et
olmayan. (Urruk kuşunun, arı kuşunun göçten ilk geldiğinde sırt ve arka
kısmında pek et olmaz, sırf kemiktir.)
Urrug kuşu : Arı kuşu. (Latince: Merops
apiasteince: Merops apiaster)
Urruk kuşu : Arı kuşu. (Latince: Merops
apiasteince: Merops apiaster)
Uğurtmek, Urtmek : Soğanlı bitkilerin
tepesinde çıkan tohum borusu.
Urup : Çeyrek, dörtte bir. (Urup,
rabea’dan (Arapça dört) türemiştir.)
Urusbay : Rüsva.
Ustun : Çatının ortasına konulan
makasları bağlayan ana direk.
Usdurup : Akıllı, edepli, doğru, tablı.
–
Usduruplu dur: Akıllı dur.
–
Usduruplu otur: Edepli otur.
Usturup : Akıllı, edepli, doğru, tablı.
Uşag : Hitap sözcüğü.
–
Eee uşag! Ben onu unutmussum.
Uşak : Hitap sözcüğü.
– Eee uşak! Ben onu unutmussum.
Uşluk: Bir sap iplik ya da kısa ip.
Uşluklamak : İğneye iplik geçirmek.
Ut yeri : Edep bölgesi. Anam! Kimsede ut haya
kalmadı.